Makaleler

Dijital Hizmet Vergisi Uygulamaları

Dijital Hizmet Vergisinde KDV Yönünden Çifte Vergilendirme, Mahsup ve İndirim Sınırları

DHV’nin konusunu ve ayırt edici niteliğini belirleyen hükümler

Dijital Hizmet Vergisi, 7194 sayılı Kanun’la ihdas edilmiş olup, dijital ortamda sunulan reklam, içerik, dijital aracı hizmet ve veri iletimi gibi gelirler üzerinden hasılat ekseninde alınmaktadır; düzenleme, mükellefiyet ve matrahı “dijital hizmetlerden elde edilen hasılat” olarak tanımlamakta ve beyan esaslı bir vergilendirme öngörmektedir (7194 s.K. DHV hükümleri m.1–5). Bu vergileme, KDV’den ayrıksı bir yapıya sahiptir; KDV gibi “teslim ve hizmet” üzerinden hesaplanan indirim mekanizması içermez, mahsup edilebilir KDV niteliği taşımaz (KDVK sistematiği m.1, m.29 ile karşılaştırmalı okuma).

KDV karşısındaki konum: indirim ve sorumluluk mekanizmaları

KDV’de “mükellef” ve “vergi sorumlusu” ayrımı açık olup; kanun, Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetleri vergiyi doğuran olay kabul eder (KDVK m.1) ve belirli hâllerde sorumlu sıfatıyla beyan öngörür (KDVK m.9). Buna karşılık DHV, ayrı bir beyan türü olup, KDV’nin indirilecek KDV hesabına konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır; zira KDVK m.29’da sayılan indirim mekanizması yalnız yüklenilen KDV için geçerlidir ve DHV bu kapsamda değildir. Bu nedenle mükellefler DHV’yi gider veya maliyet unsuru olarak dikkate almakta; ticari kazançta genel gider hükümleri çerçevesinde (GVK m.40; KVK m.6) sonuç doğurmaktadır.

Sınırüstü (cross-border) hizmetlerde çifte vergilendirme ve MAP imkânı

Sınır aşan dijital hizmetlerde, hizmet sağlayıcının mukim ülkesinde gelir/kurumlar vergisi ve KDV benzeri dolaylı vergiler yürürlükte olabileceğinden; Türkiye’de DHV’ye tabi tutulması çifte vergilendirme tartışmalarını gündeme getirebilmektedir. DHV, klasik anlamda gelir/kurumlar vergisi yerine geçmediği gibi, KDV ile de aynı matrah ve olay üzerinden “indirim” ilişkisi kurmamaktadır; bu özgün konum, Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları’nın (ÇVÖA) karşılıklı anlaşma usulü (MAP) hükümlerinin kullanımını sınırlayabilmekte, ihtilafların iç hukuk içinde (itiraz/uzlaşma/dava) çözülmesini fiilen öne çıkarmaktadır (ÇVÖA MAP hükümleri; 7194 s.K. DHV bölümü). Bu nedenle mükellefler, mukim ülkedeki benzer vergilerle mahsup beklentisini KDV veya DHV mevzuatı üzerinden kurmamalı; sözleşme ve faturalama zincirini baştan buna göre tasarlamalıdır.

Maliye ve mükellef açısından operasyonel sonuçlar

Maliye bakımından DHV, dijital ekonomide hasılat tabanını genişleten bir araçtır; KDV’de ise sorumlu sıfatıyla beyan ve e-tahsilat kanallarıyla tahsilat güvenliği sağlanmaktadır (KDVK m.9; VUK m.148–149 bilgi temini). Mükellef tarafında, Türkiye’deki kullanıcıya yönelik dijital hizmetlerin KDV tespiti (mükellef/sorumlu sıfatı, B2B-B2C ayrımı), DHV beyanı ve çifte vergilendirme etkilerinin sözleşme–fiyatlama düzeyinde ayrıştırılması gerekmektedir. Pratikte, DHV’nin indirilecek KDV hesabında yer almaması, fiyat teklif ve “net-brüt” kalibrasyonunun baştan yapılmasını zorunlu kılmaktadır (KDVK m.29).

SSS

DHV, KDV gibi indirilebilmekte midir?
Hayır. DHV, KDV’deki indirim mekanizmasının konusu değildir; indirilecek KDV hesabına alınamaz (KDVK m.29; 7194 s.K. DHV).

Yurt dışı mukim sağlayıcıdan alınan dijital hizmette KDV kim beyan eder?
KDVK m.9 kapsamında sorumlu sıfatıyla alıcı beyanı gündeme gelebilir; DHV beyanı ise 7194 s.K. uyarınca ayrı bir mükellefiyettir.

DHV çifte vergilendirmeye yol açar mı?
Aynı gelir unsuru diğer ülkede de benzer yükümlülüklere tabi ise ihtilaf doğabilir; DHV’nin niteliği gereği MAP alanı sınırlı olabilir, iç hukuk yolları önem kazanmaktadır (ÇVÖA; 7194 s.K.).

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now Button