Avukat Bengi Memiş, Türkiye Barolar Birliği’ne 130227 sicil numarası ile kayıtlı ve Ankara Barosu’na bağlı olarak mesleğini yürüten, yaklaşık on yıllık mesleki deneyime sahip bir avukattır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladığı lisans eğitimi ardından, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ihtisasını tamamlayarak “Vergi Hukuku Bilim Uzmanı” ünvanını, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa bünyesinde eğitim alarak “Adli Bilişim Uzmanı” ünvanını, TÜRMOB temel eğitimini alarak “Konkordato Komiseri” ünvanını almıştır.

Kurumsal ve bireysel müvekkillerine vergi ve mali suçlar merkezli olmak üzere, bilişim hukuku, ticaret hukuku, idare hukuku ve ceza hukukunun kesişim noktalarında kapsamlı avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Özellikle vergi idaresi ile yaşanan anlaşmazlıklarda, vergi denetimlerinde, vergi mahkemelerinde açılan davalarda ve mali suç iddialarıyla karşı karşıya kalan müvekkiller için hukuki strateji geliştirme, süreci yönetme ve sonuç odaklı temsil sağlamaktadır.

Bunun yanında, mesleki bilgi birikimini paylaşmaya önem veren Av. Bengi Memiş, hukuk öğrencileri ve meslektaşları için vergi hukuku, kripto varlıkların vergilendirilmesi, blockchain teknolojisinin hukuki boyutları ve girişimcilik hukuku gibi güncel ve teknik konularda eğitimler organize etmekte, seminerler vermekte ve bu alanlardaki gelişmeleri takip ederek katkı sağlamaktadır.

Mesleki gelişimini sürekli kılmak adına katıldığı eğitimler arasında Vergi Davaları Süreci Eğitimi, Blockchain Teknolojisi ve Maliye Uygulamaları, Finansal Araçlar, Teknokentlerdeki Vergi ve Muhasebe Rejimleri, Dijital Vergilendirme Çalıştayı, İflas ve Konkordato Hukuku, Uluslararası Ticarette Vergisel İşlemler, Dış Ticarette Özellikli Konular, Marka Hukuku, Adli Bilişim Uygulamaları, Yapay Zeka ile Dijital Beşeri Bilimler, Adli Yardım Prosedürleri, Ceza Muhakemesi Uygulamaları, Yabancılar Hukuku ve Hukuk İngilizcesi bulunmaktadır.

    Makaleler
    2 gün önce

    AATUHK’de Tecil–Teminat–Taksit Bozulması

    6183 Sayılı Kanun Özelinde Temerrüt (Ödememe) Yönetimi Vergide tecil (Yapılandırma) ve teminat rejimi 6183 sayılı Kanun m.48, amme alacaklarının mali…
    Makaleler
    2 gün önce

    GVK’na göre Serbest Meslek Kazancı-Ticari Kazanç Ayrımı

    Platform Tabanlı Hizmetler Özelinde Ayrımın İncelemesi Kazanç türünün tespiti ve hukuki çerçeve Gelir Vergisi Kanunu, ticari kazancı m.37’de, serbest meslek…
    Makaleler
    2 gün önce

    E-Ticarette Gelir-KDV Eşleştirmesi

    E-Ticaret Sitelerinde Vergilendirmede Komisyon, İade, İtibar Puanı ve Haksız Rekabet Online Ticarette Gelir ve KDV matrahı: komisyon modeli Platform aracılığı…

    Bilgilendirmeler

    Hukuk Makaleleri

    Snippetlar

    Vergi incelemesi hangi durumlarda ceza davasına dönüşür?
    Vergi incelemesi, kural olarak idari bir süreçtir ve her zaman ceza davası ile sonuçlanmaz. Vergi hukukunda yapılan her hata suç olarak kabul edilmez. Ancak inceleme sırasında fiilin kasıtlı olduğuna dair emareler ortaya çıkarsa süreç değişir. Sahte fatura düzenleme veya kullanma, defter ve belgelerin bilinçli şekilde tahrif edilmesi, gelir gizleme, çift defter tutulması veya sistematik biçimde vergi kaybına yol açan işlemler tespit edilirse dosya savcılığa gönderilir. Bu aşamadan sonra ceza soruşturması başlar. Ceza hukuku bakımından önemli olan, fiilin kanunda suç olarak tanımlanmış olması ve kişinin bu fiili bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesidir. Özellikle ticari faaliyet yürüten kişiler açısından “bilmiyordum” savunması her zaman kabul edilmez. Vergi incelemesi sırasında verilen ifadeler, sunulan belgeler ve mükellefin genel ticari davranışları ceza dosyasının temelini oluşturabilir. Bu nedenle inceleme süreci hafife alınmamalıdır. İdari bir denetim gibi başlayan süreç, doğru yönetilmezse ciddi ceza riskleri doğurabilir.
    Vergi cezasının ödenmesi ceza davasını ortadan kaldırır mı?
    Vergi cezasının ödenmesi, çoğu kişinin düşündüğünün aksine ceza davasını otomatik olarak sona erdirmez. Vergi cezası idari niteliktedir ve vergi idaresi ile mükellef arasındaki ilişkiyi düzenler. Ceza davası ise kamu düzenine ilişkindir ve devlet adına yürütülür. Bu iki süreç hukuken birbirinden bağımsızdır. Ceza mahkemesi, vergi cezasının ödenip ödenmediğinden ziyade suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını inceler. Bununla birlikte ödeme tamamen etkisiz de değildir. Ödeme yapılmış olması, özellikle kastın değerlendirilmesinde ve cezanın belirlenmesinde sanık lehine bir unsur olarak dikkate alınabilir. Bazı suç tiplerinde etkin pişmanlık hükümleri gündeme gelebilir ancak bunun koşulları vardır ve her dosyada uygulanmaz. Ödemenin zamanlaması, miktarı ve ödeme sırasında gösterilen irade önemlidir. Bu nedenle yalnızca vergi cezasını ödeyerek ceza riskinin ortadan kalkacağını düşünmek yanlış olur. Ceza süreci mutlaka ayrı ve dikkatli şekilde ele alınmalıdır.
    Şirket adına yapılan işlemlerden kimler ceza sorumluluğu taşır?
    Türk ceza hukukunda tüzel kişiler ceza sorumluluğu taşımaz. Ancak şirket faaliyetleri kapsamında işlenen suçlarda gerçek kişiler sorumlu tutulur. Bu kişiler her zaman şirketin en üst yöneticileri olmak zorunda değildir. Fiili gerçekleştiren, süreci yöneten, talimat veren veya fiil üzerinde hakimiyet kuran kişiler ceza sorumluluğu altına girebilir. Yönetim kurulu üyeleri, müdürler, muhasebe sorumluları ve fiilen karar alan kişiler somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Sadece unvan sahibi olmak tek başına yeterli değildir ancak tamamen sorumsuzluk da sağlamaz. Özellikle mali suçlarda imza yetkisi, banka işlemleri üzerindeki kontrol, ticari kararların kim tarafından alındığı gibi hususlar önemlidir. Ceza yargılamasında her kişi kendi fiilinden sorumludur. Bu nedenle “şirket yaptı” veya “kurum kararıydı” şeklindeki savunmalar çoğu zaman yeterli olmaz. Sorumluluk değerlendirmesi dosya içeriğine, delillere ve fiili duruma göre yapılır.
    Sahte fatura kullanma suçu hangi şartlarda oluşur?
    Sahte fatura kullanma suçu, yalnızca faturanın sahte olmasına bakılarak değerlendirilemez. Ceza hukuku açısından asıl önemli olan, faturanın bilerek ve isteyerek kullanılıp kullanılmadığıdır. Kişinin faturanın sahte olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. Ticari hayatın olağan akışı içinde yapılan her işlem suç sayılmaz. Ancak sürekli olarak aynı kaynaktan sahte belge temin edilmesi, piyasa gerçeklerine aykırı bedeller, mal veya hizmetin fiilen alınmamış olması gibi durumlar kastın varlığına işaret edebilir. Ayrıca organizasyon ilişkisi, süreklilik ve ekonomik fayda sağlanıp sağlanmadığı da değerlendirilir. Bir defaya mahsus, sınırlı ve ticari hayatın olağan akışı içinde açıklanabilir hatalar ile sistematik sahtecilik arasında ciddi fark vardır. Ceza mahkemeleri bu ayrımı somut deliller üzerinden yapar. Bu nedenle her sahte fatura iddiası otomatik olarak mahkumiyetle sonuçlanmaz ancak risk her zaman ciddidir.
    Mali suçlarda tutuklama uygulanır mı?
    Tutuklama, ceza hukukunda istisnai bir koruma tedbiridir ve cezalandırma aracı olarak kullanılamaz. Mali suçlarda tutuklama kararı verilip verilmeyeceği dosyanın özelliklerine göre değerlendirilir. Delil durumu, kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali ve suçun niteliği birlikte ele alınır. Sadece suçun katalog suç olması tutuklama için tek başına yeterli değildir. Mali suç dosyalarında genellikle belge ve kayıtlar üzerinden inceleme yapıldığından, tutuklama daha sınırlı uygulanır. Ancak örgütlü yapı, yüksek meblağlar, yurt dışı bağlantıları veya kaçma ihtimalini güçlendiren somut olgular varsa tutuklama gündeme gelebilir. Bu nedenle her mali suç dosyasında tutuklama olur demek de, hiç olmaz demek de yanlıştır. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilir.
    Ceza soruşturmasında ifade vermek zorunlu mudur?
    Ceza soruşturmasında ifade vermek zorunlu değildir. Şüpheli veya sanığın susma hakkı anayasal bir haktır ve bu hakkın kullanılması aleyhe yorumlanamaz. Özellikle mali suç dosyalarında erken aşamada verilen hazırlıksız ifadeler ciddi sorunlara yol açabilir. Kişi, dosya içeriğini bilmeden yaptığı açıklamalarla kendisini zor durumda bırakabilir. Susma hakkı, savunmanın temel araçlarından biridir. Ancak bu hak bilinçli kullanılmalıdır. Tamamen susmak her zaman en doğru seçenek olmayabilir. Dosyanın içeriğine, delillere ve sürecin aşamasına göre savunma stratejisi belirlenmelidir. Bu nedenle ifade süreci hafife alınmamalıdır.
    Kara para aklama suçunda ne ispatlanır?
    Kara para aklama suçunda ispat edilmesi gereken en önemli husus, suçtan kaynaklanan bir gelir bulunmasıdır. Bu gelir, öncül bir suçtan elde edilmiş olmalıdır. Ardından bu gelirin bilerek ve isteyerek finansal sisteme sokulması, gizlenmesi veya meşru gösterilmesi gerekir. Her para transferi veya yüksek meblağlı işlem otomatik olarak aklama suçu anlamına gelmez. Paranın kaynağı, kullanım amacı ve işlemlerin ekonomik mantığı değerlendirilir. Banka kayıtları, ticari belgeler ve malvarlığı hareketleri bu suçun ispatında temel rol oynar. Kast unsuru özellikle önemlidir.
    Vergi ve ceza davalarının aynı anda yürütülmesi ne anlama gelir?
    Vergi davaları ile ceza davaları birbirinden bağımsızdır ancak fiilen birbirini etkileyebilir. Vergi mahkemesinde yapılan beyanlar, ceza dosyasında delil olarak kullanılabilir. Aynı şekilde ceza dosyasındaki tespitler idari süreci etkileyebilir. Bu nedenle her iki sürecin birlikte ve uyumlu şekilde yönetilmesi gerekir. Bir dosyada yapılan savunma, diğer dosyada aleyhe sonuç doğurabilir. Bu durum özellikle dikkat gerektirir.
    Ceza yargılamasında zamanaşımı nasıl işler?
    Zamanaşımı, ceza hukukunda suçun belirli bir süre içinde soruşturulmaz veya kovuşturulmazsa düşmesini ifade eder. Ancak mali suçlarda zamanaşımı süreleri genellikle uzundur ve birçok işlem bu süreyi keser veya durdurur. İnceleme raporları, iddianame düzenlenmesi ve mahkeme işlemleri zamanaşımı hesabında dikkate alınır. Bu nedenle zamanaşımına güvenerek hareket etmek çoğu zaman ciddi bir hatadır.
    Ceza davasında savunma stratejisi neden önemlidir?
    Ceza davasında savunma yalnızca mahkemede konuşmaktan ibaret değildir. Soruşturmanın en başından itibaren atılan her adım, dosyanın kaderini belirler. Yanlış zamanda yapılan bir açıklama, eksik sunulan bir belge veya hatalı bir kabul, telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Özellikle mali ve vergi suçlarında savunma stratejisi bütüncül olmalıdır. Savunma, sadece hukuki değil, aynı zamanda fiili gerçekliğe dayalı olmalıdır.
    Vergi avukatı ile mali müşavir arasındaki fark nedir?
    Vergi avukatı ile mali müşavir sıklıkla karıştırılır ancak görev ve yetkileri tamamen farklıdır. Mali müşavirler muhasebe kayıtlarının tutulması, beyannamelerin hazırlanması ve idari yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle ilgilenir. Vergi avukatı ise hukuki uyuşmazlıklar ve ceza riski ortaya çıktığında devreye girer. Vergi incelemesi sırasında veya sonrasında ortaya çıkan ihtilaflar, vergi cezaları, uzlaşma süreçleri, vergi mahkemelerinde açılan davalar ve ceza soruşturmaları avukatın alanına girer. Özellikle sahte fatura, vergi kaçakçılığı, usulsüzlük ve mali suç iddialarında konu artık muhasebe sınırlarını aşar ve ceza hukuku boyutu kazanır. Bu noktada mali müşavir savunma yapamaz, müvekkili temsil edemez ve ceza dosyasında hukuki sorumluluk üstlenemez. Vergi avukatı, hem vergi mevzuatını hem de ceza hukuku kurallarını birlikte değerlendirerek savunma stratejisi oluşturur. Yanlış bir aşamada yanlış kişiden destek almak, telafisi zor sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle idari süreç ile cezai süreç arasındaki fark iyi anlaşılmalı ve doğru zamanda doğru hukuki destek alınmalıdır.
    Mali suçlar avukatı ne zaman devreye girmelidir?
    Mali suçlar avukatına yalnızca iddianame düzenlendikten sonra başvurulması yaygın ama hatalı bir yaklaşımdır. Aslında mali suçlar alanında hukuki destek, riskin ilk ortaya çıktığı anda alınmalıdır. Vergi incelemesi, MASAK raporu, banka işlemleriyle ilgili açıklama talebi veya savcılıktan gelen bir çağrı, ceza sürecinin habercisi olabilir. Bu aşamalarda yapılan açıklamalar ve sunulan belgeler, ileride açılacak ceza davasının temelini oluşturur. Mali suçlar avukatı, henüz soruşturma başlamadan önce risk analizi yapar, hangi işlemlerin sorunlu olabileceğini değerlendirir ve sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini belirler. Ceza dosyaları genellikle uzun ve karmaşıktır ve erken yapılan hatalar sonradan düzeltilemez. Özellikle kara para aklama, vergi kaçakçılığı, zimmet, güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık gibi suçlarda erken müdahale büyük fark yaratır. Bu nedenle “dava açılınca bakarız” yaklaşımı yerine, sürecin en başında profesyonel hukuki destek almak çok daha sağlıklıdır.
    Vergi ve mali suçlarda savunma neden teknik bilgi gerektirir?
    Vergi ve mali suçlar, klasik ceza dosyalarından farklı olarak yoğun teknik bilgi içerir. Bu dosyalarda yalnızca tanık beyanları veya basit olay anlatımları değil, muhasebe kayıtları, banka hareketleri, ticari defterler, faturalar ve mali raporlar değerlendirilir. Ceza hukuku bilgisi tek başına yeterli olmaz; vergi mevzuatı, ticaret hukuku ve finansal işlemlerin de iyi anlaşılması gerekir. Savunma yapılırken sadece “suçu işlemedim” demek yeterli değildir. İşlemlerin ekonomik mantığı, ticari hayatın olağan akışı ve mali kayıtların nasıl oluştuğu açıklanmalıdır. Aksi halde teknik detaylar yanlış yorumlanabilir ve bu durum aleyhe sonuçlar doğurur. Mali suç dosyalarında savunma, belge ve veri üzerinden kurulur. Bu nedenle savunmanın plansız, yüzeysel veya tepkisel yapılması ciddi risk taşır. Teknik bilgiye dayanmayan savunmalar, dosyanın karmaşıklığı içinde etkisiz kalır. Vergi ve mali suçlarda başarı, hukuki bilgi ile mali tekniklerin birlikte doğru kullanılmasına bağlıdır.

    Ankara Avukatlık Ofisi

    Avukat Bengi Memiş, Ankara’da avukatlık mesleğini yürüten bir avukat olarak, vergi hukuku ve ceza hukuku alanlarının kesişiminde yer alan konulara odaklanılmaktadır. Bu odak, vergi davaları ve mali suçlar gibi iki farklı hukuk dalının bir arada değerlendirilmesini gerektiren durumları kapsamaktadır.

    Vergi hukuku bağlamında, Ankara’daki vergi mahkemelerinde görülen davalarda, vergi idaresinin işlemlerine karşı açılan iptal davaları ile vergi tarh ve cezalarına karşı yürütülen hukuki süreçler takip edilmektedir. Bu davalarda, vergi kanunlarının yanı sıra idare hukuku ilkeleri ve yargılama usulleri de dikkate alınmaktadır. Vergi incelemeleri sırasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü için idari başvuru yolları, uzlaşma müessesesi ve nihai olarak yargısal mercilere başvuru gibi farklı aşamalar bulunmaktadır.

    Ceza hukuku alanında ise, özellikle mali nitelikli suçlarla ilgili davalarda faaliyet gösterilmektedir. Bu kapsamda, vergi ziyaı, vergi kaçakçılığı veya sahte belge düzenlenmesi gibi suçlamalarla karşılaşan sanıkların savunması üstlenilmektedir. Bu tür davalarda, ceza hukuku kurallarının yanında vergi mevzuatına ilişkin bilgilerin de savunma stratejisine entegre edilmesi gerekmektedir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve ceza mahkemelerinde yürütülen soruşturma ve kovuşturma aşamalarında, sanık haklarının korunması ve adil yargılanma hakkının sağlanması için gerekli hukuki prosedürler izlenmektedir.

    Mali suçlar kategorisinde değerlendirilen davalarda, hem idari hem de cezai yaptırımların bir arada bulunabileceği durumlar söz konusu olabilmektedir. Örneğin, bir vergi denetimi sırasında tespit edilen usulsüzlükler hem vergi cezası hem de cezai soruşturma nedeni olabilmektedir. Bu gibi karmaşık durumlarda, her iki hukuk dalının gerekliliklerini birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşım benimsenmektedir.

    Adli bilişim alanındaki teknik bilgi, özellikle dijital ortamlarda işlenen mali suç davalarında uygulama alanı bulmaktadır. Elektronik belgelerin delil niteliği, dijital verilerin toplanması ve korunması, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolandırıcılık suçları gibi konular, bu alandaki uzmanlık gerektiren hususlardır.

    Vergi hukuku ve ceza hukuku alanlarındaki gelişmeler, meslek içi eğitim programları ve akademik yayınlar aracılığıyla takip edilmektedir. Hukuk öğrencileri ve meslektaşlara yönelik düzenlenen eğitim faaliyetlerinde, teorik bilginin yanı sıra pratikte karşılaşılan örnek olaylar ve mahkeme kararları üzerinden tartışmalar yürütülmektedir. Bu faaliyetler, alandaki güncel tartışmalara ve hukuki gelişmelere katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

    Ankara’da yürütülen avukatlık faaliyetleri kapsamında, vergi hukuku, ceza hukuku ve mali suçlar konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetleri sunulmaktadır. Bu hizmetler, müvekkillerin karşılaştığı hukuki sorunların niteliğine göre, ilgili mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları ışığında şekillendirilmektedir. Mesleki etik kurallar ve baro düzenlemeleri çerçevesinde, hukuki süreçlerin teknik ve prosedürel gerekliliklerine uygun şekilde yürütülmesi esas alınmaktadır.

    Başa dön tuşu
    Call Now Button